Skip to content

About

ÖZGEÇMİŞ

Rasim ÖZGÜR

1952 yılında Bulgaristan’ın Kırcali bölgesinde doğdu.

Resim çalışmalarına 1968-1972 yılları arasında Cebel Teknik Lisesi’nde başladı.

1981 yılında da Veliko Tırnovo Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni bitirdi.

1981-1984 tarihleri arasında öğretmenlik yaptı, kurucusu ve Resim Dalı yöneticisi olduğu Cebel Sanatçılar Kulübü’nde çalışmalarda bulundu.

1984-1986 yılları arasında Bulgar asimilasyon politikasına karşı çıkmasından dolayı tutuklanarak Belene’ye sürüldü.

1986-1989 yıllarında şehir düzenleme ve rekreasyon işlerinde çalıştı.

22 Haziran 1989 tarihinde zorunlu göçe tabii tutularak Türkiye’ye geldi. Aynı yıl İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’ne “Öğretim Görevlisi” olarak atandı.

1996 yılında “Yardımcı Doçent”, 2012 de  “Doçent”   ve 2017 yılında aynı kurumda  “Profesör”,  oldu.

 

TÜRKİYEDE  AÇTIĞI  KİŞİSEL  SERGİLER

1989-   “Belene Portreleri” , Devlet Resim Heykel Galerisi,  Edirne.

1991-   “Resim Sergisi”, Devlet Resim Heykel Galerisi,  İzmir.

1991-   “Resim Sergisi”, Gama  Sergi  Salonu,  Ankara.

1994-   “Resim – Heykel  Sergisi”, Çamkıran Sanat Galerisi,  İzmir.

  1. “Resim Sergisi”, Devlet Resim Heykel Galerisi,  İzmir.
  2. “Resim Sergisi”, Mazhar Zorlu Sanat Galerisi,  İzmir.

1999-   “Resim Sergisi”, İletişim Kitabevi Sanat Galerisi,  İzmir.

2000–   “Resim Sergisi”, Temizocak Sanat Galerisi. İzmir

2001 – “Resim Sergisi” Görece  Belediyesi Kültür Evi, İzmir.     

2004-   “Resim Sergisi”,Galeri Akademist, İzmir

2004-   “Yazıt “Anıt Heykel Projesi,Studyo Akademist,İzmir

 

ANIT   HEYKEL  ÇALIŞMALARI

1998-  İnciraltı Rekreasyon Alanı “Zafer Anıtı”,  İzmir,  650x310x220 cm.

ÖDÜLLER

1999– 60.Devlet Resim ve Heykel Yarışması Resim Dalı Başarı Ödülü,

          Ankara.

 

KARMA  ve  YARIŞMALI   SERGİLER

1991-    Karma Resim Sergisi,  Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İzmir.

  1. Karma Resim Sergisi,  Çamkıran Sanat Galerisi, İzmir.
  2. Karma Resim Sergisi,  Arıcan Şirketler Grubu, İzmir.

1993-    Karma Resim Sergisi,   Vakko Sanat Galerisi, İzmir.

1994-    Karma Resim Sergisi,  Çamkıran Sanat Galerisi, İzmir.

1994-    İzmirli Sanatçı Öğretmenler  Resim Sergisi,  AKM, İzmir.

1994–    55.Devlet Resim Sergisi, Ankara.

1995-    Öğretim Elemanları Karma Resim Sergisi, İzmir.

  1.     Karma Resim Sergisi,  Konak Sanat Galerisi, İzmir.
  2.     Karma Resim Sergisi,  Mazhar Zorlu Sanat Galerisi, İzmir.

1997-    Cumhuriyetin 74.yılı Adına “Büyük Sergi” , Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İzmir.

1998-  Cumhuriyetin 75.yılı Kutlamaları Kapsamında Karma Sergi, Türk Amerikan Derneği , İzmir.

1998-   Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği, İzmir Şubesi  Sergisi, Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İzmir.

1999-   DYO Resim Yarışması,Ankara,İstanbul,İzmir.             

1999–   Devlet Resim Yarışması,Ankara,İstanbul,İzmir.

1999-   Karma Resim Sergisi,Mazhar Zorlu Sanat Galerisi,İzmir.

2000-   Karma Resim Sergisi, İletişim Sanat Galerisi, İzmir.

2001-   Atatürkçü Düşünce Derneği Cumhuriyetin İzmirli Sanatçılarından 

Ataya Saygı Sergisi, Konak Belediyesi Sanat Galerisi, İzmir.

2001-   TRT Birinci Resim Ve Seramik Yarışması, Ankara-İstanbul-İzmir.

2001-  Buca Eğitim Fakültesi Ve Güzel Sanatlar Fakültesi Karma Resim Sergisi, Türk Amerikan Derneği , İzmir.

2001-     Dokuz Eylül Üniversitesi Resim ve Heykel Sergisi,Toyan Sanat Galerisi Ankara

2002-     Antalya Resim Yarışması,Katılım *

2004–     “Yaşamın bu yanı”  8 Sanatçı,Grup Sergisi,Özel Türk Koleji İzmir

2004-     Devlet Resim Yarışması . Katılım

2004-      Ataya  Saygı  Karma Resim  Sergisi – İzmir

2004-    İzmirli  Sanatçılar  Karma  Resim  Sergisi -İzmir

SEÇİCİ KURUL ÜYELİKLERİ

  • 10. Pınar Süt Çocuk  Resimleri Yarışması, İzmir 1993.
  • Turgut Pura Vakfı Özürlü Çocuklar Resim Yarışması, İzmir 1997.
  • Tömer “Öğrenci Resim Yarışması,İzmir 2000
  • ECEV HeykelYarışması 2002

KONFERANSLAR

1997

“Çağdaş Sanat ve Yorumu”, Mazhar Zorlu Sanat Galerisi, İzmir.

1999

“Sanat ve Çevre İlişkileri Bağlamında Sanatta Sınırları  Zorlama”, Galatasaraylılar Lokali,  27.02.1999, İzmir. (Slide Eşliğinde Sunulmuştur.)

DIŞ-MEKÂNDA  RESİM    UYGULAMALARI

1994

“Türk Motiflerinin Yeniden Yorumlanması Bağlamında Duvar Resmi Uygulamaları”, (Proje Yöneticisi: Öğr.Gör. Rasim Özgür),  Bolçova   Termal Tesisleri, İzmir, 1994.

Sanat ve Çevre İlişkisi Bağlamında

Sanatta Sınırları Zorlama*

Rasim  ÖZGÜR**

Sanat ve çevre konusundaki  konuşmamızın  esas amacı, kapsamı oldukça geniş olan sanat ve çevre  ilişkisini tarihsel bağlamda ele alarak bu geniş yelpazede  öz ve biçim   ilişkisini irdelemek olacaktır. İzleyeceğimiz bazı güncel örneklerde göreceğimiz üzere, birbirini takip eden sanat eğilimleri bir yandan  alabildiğince çeşitlendiği gibi, öte yandan da neredeyse  kendi kendini yadsıyan bir duruma bile gelmiştir. Bu bağlamda konuyla ilgili olarak basında yer alan  iki ayrı yazıdan oluşturduğum bir görüntüyü öncelikle sunarak söze başlamak  istiyorum.

Aynı dönemin sanatına ilişkin bu iki metnin karşıtlığı ortada. Birinde yadsımacı bir tavır sergilenirken ; diğerinde ise, bu tür sanatsal eğilimlerin  (özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki ) yayılımına ön ayak olanlar  “putları bilmeyen put kırıcıları” olarak  nitelendirilmektedir.

Amacım bu hususta bir polemiğe girmek değil ,  sanat ve çevre ilişkileri  bağlamında “sanatta  sınırları zorlama” konusuna  baz olacak esasları  belirlemek olacaktır  öncelikle.  Adı geçen her iki metnin de olumladığı “devrimci” bir anlayış arasındaki karşıtlık genelde gönderme yapılan adrese bağlıdır. Aslında çok da bilinmeyen bir şey değildir bu bahsettiğim.  Yani, tanıtım   yazısında   övgünün,  geniş  ve adresi belirsiz yazıda ise yerginin yer

*    Bu yazı, 17.2.1999 tarihinde İzmir Galatasaraylılar Lokalinde Slide eşliğinde sunulan   konferansın özet mahiyetindeki metnidir.

**   Yardımcı Doçent, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi  Öğretim Üyesi.

alması durumu ve gerçeği.  Nedense devrimci sanatçılar ve eleştirmenler hep bunun tersini yaptılar. Örneğin Belinski, Gogol’u katı bir şekilde eleştirir ve yazarın bundan alındığını ve üzüldüğünü hissedince, görüşlerinden taviz vermeksizin üslûbundan dolayı  özür dileme yolunu seçmesinde olduğu gibi.

Üstelik Gogol da “yenilikçi”  bir sanatçı olduğu halde.  “Ölü Canlar” adlı eseri bir  “poem” olarak nitelenir.  Rusça’da  poem  (destan), bir heveste okunan eser anlamına gelmesinden dolayı, yazar  eserini roman olarak nitelemez.

Sanatın sınırlarını bir çok yönde zorlayan Nazım Hikmet’in de “Memleketimden İnsan Manzaraları“, “Ölü Canlar‘ın aksine şiirle ifade edilmiş bir romanı  çağrıştırmaktadır. Ünlü Meksikalı duvar resmi sanatçıları Orozco, Sqiueros ve Riviera, “müzeleri sokağa taşıyacağız” sözleriyle Aristokrasiye ve   burjuvaziye olan tepkileri neticesinde “monumental” resmi  geliştirdiler.

Bu örneklerden hareketle , sözümüzü bir noktada  ifade etmek istersek; bir önceki döneme tepki olarak gelişen yeni sanatsal eğilimlerde neyi esas alacağımız önemli olduğunu söyleyebiliriz.  Modern sanatla birlikte birlikte sanatın biçimsel  özelliklerine göre yapılan tanımlamalar içerik açısından pek de aydınlatıcı olmamıştır. Örneğin Batıda yaygınlaşan   Ekspressif dili  Meksika ressamları da kullanır , ancak kullanılan ortak dil anlam açısından bir paralellik taşımaz. Devrim ve sosyal sorunların yanıtı bazen afişe yaklaşan bir yalınlık içinde devinen bir konsepte ulaşır. Sanatla yaşamın kesiştiği an geldiği gibi geçerken eserler büyürler. Zihniyetin zindanını tutan iki kilit anahtardır aynı zamanda, kiliti açmak için anahtar gerek, anahtarsa kilidin kendisidir.  Burada imge  sembolleşir. Karakter tiplemeye geçer ve insanlığın tarihiyle özdeşleşince evrensellik kazanır.  Ancak yine de bir resimdir yorumladığımız.  Hikayesini   dinlediğimde bir karikatür gelir aklıma:  Asılan birinin karşısına sehpasını kurmuş bir ressamı düşünün, yaptığı tabloda ise, bir natürmort görüntüsü. Nasıl isterseniz öyle yorumlayın. İnfaz önlenmez ise,  asılan adam da ölüdoğa olacaktır sonunda…

Bu bağlamda sanatla gerçeğin  örtüşmesi ve tasarı  ya da deney,  yani haz alarak tanımlanan yaratma sürecinin asıl cephesi eylemdir. Buna benzer sonsuz çıkışlar vardır çağdaş sanatta. Bir efsaneye göre, şiirin simgesi olan “anka kuşu” kanatlarını çırparak yandıktan sonra külünden yeniden doğuyormuş. Yeni bir kültürü hazmetmeden putları kırmak da bir özentidir.

Oyun, büyü ve yansıma kuramı olarak bildiğimiz sanat teorilerinin  bir hususta ortak olan yanları, sanatın oluşumunu tarihsel yönde aramalarıdır.  Önemli keşiflerden sonra, bilim açısından  estetiğin embriyonuna   değinen arayışlar günümüzde de  hala tartışılmaktadır. Yöntem açısından oldukça önemli olan bu çıkışlarda ele alınan ilk soru da “sanatın doğuşu”  sorunsalı  olmuştur.  Oyun kuramı, sanatın başlangıcını oyuna bağlarken, büyü kuramı büyüleme, tapma amacını öne sürmektedir. Ancak oyun oynayan  veya büyüleyici görüntülerle kamuflaj yapan hayvanlarda benzeri bir sanatsal eylemi göremiyoruz. Demek ki insanın önce insan olmasındadır sorunun esası; ve insan yaratıcılığıyla başarmıştır bunu. Yaratma sürecindeki evreleri hep aynıdır. Yabancılaşma ile parçalanan bu evreler, bugün ilkel kabilenin karşısında bile  uygarlığı sorgulatır. Ne var ki bunu ilkeller bilemez. Onlarda kendi yaşam  dengesini kaybederek yaşam biçiminin bir parçası olan tabularını artık başkalarının beğenisine sunacaklardır. Bu da , karganın  güvercine benzemek için kendisini beyazlatmasına benzer.

Nedense hep özden önce biçimdir insanı etkileyen. Özellikle iletişim çağında yaygınlaşan bu sorun da konunun bir başka yanını teşkil eder. Ancak dünyaya kapanmak da çok gerilerde kaldı. Kendi zamanımızda kendi gerçeğimizi yaşamaktan başka bir çaremiz yoktur…